18 Ocak 2013 Cuma

TEYZEMLE SEX HİKAYEM DİNLEYİN

Merhabalar. Ben bu siteyi öğreneli pek uzun zaman olmadı ama okuduğum hikayeler başımdan geçen bir olayı yazmam için beni tetikledi ve bu yüzden bende sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Neyse lafı fazla uzatmadan hikayeme geçeyim. Ben üniversite öğrencisiyim okuduğum şehre çok yakın bir şehirde teyzem yaşamakta ve ben tatillerde memleketim yerine teyzemlere ziyarete giderim. Teyzem öğretmen ve eniştem de polis eniştem teyzemden 10 yaştan fazla büyük ve teyzemde aşırı sexi sayılacak bakımlı bir kadın. Dolgun gögüsleri ve tombul kalçaları var. Eniştem ise hantal paspal ve ihtiyar sayılacak bir tip. Yaşı 50 55 vardır.2 tanede çocukları var. Aradan 3 4 gün geçtikten sonra teyzemin gece gülme seslerini duydum ve kulagımı duvara dayayıp dinlemeye koyuldum. Benim yattıgım odanın bitişiğinde yatak odaları vardı 5 dk sex yaptılar yapmadılar eniştemin pili bitti ve teyzem yine aynı şey diye yakınmaya başladı eniştemse ne yapayım elimden gelen bu kadar diyordu. O güne kadar teyzem aklımın ucundan bile geçmiyordu ama nedense o günden sonra teyzeme karşı yoğun ilgi beslemeye başladım. Uyandığımda evde sadece teyzem vardı. Saat 1e geliyordu teyzem sabahçıymış erken gelmiş eve. Beni görünce uyandın mı tatlım dedi bende günaydın dedim ve mutfağa geçtim. Dün gece yaşanan olay aklımdan çıkmıyordu ve teyzemin de yandığını biliyordum bu yüzden plan kurmaya başladım teyzemi nasıl sikerim diye. Teyzem bana arkası dönmüş vaziyette omlet yapıyordu dar bir spor eşofman giymiş ve o tombul kalçası tamamen karşımdaydı buda beni iyice azdırıyordu. Omleti pişirdikten sonra yukarı dolapta şekeri almamı istedi ve şekeri alırken teyzemin o güzel kalçasına isteyerek temasta bulundum ama teyzem oralı bile olmadı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra duşa girdim ve üzerimde sadece boxer le çıktım. Beni gören teyzem önce biraz şaşırdı sonra göğsümün kıllarına güldü dedi mesut?ta(eniştemin adı mesut) hiç kıl yok dedim dokunmak ister misin tamam dedi ve teyzemin elleri göğsümde geziyordu buda beni çıldırtıyordu sikim sanki boxer?i yırtıp dışarı çıkacaktı. Teyzem sikimi fark etti ve ne o benimi sikeceksin dedi bende bu laftan sonra biraz cesaretlenip göğsünü avuçladım ama elime sığmadı. Teyzem bir tokat vurup terbiyesiz dedi. Bende dedim her şeyi senin için yapıyorum eniştem sana yetmiyor azgınlıktan öleceksin azgınlığını gidermek istiyorum dedim ve yapıştım dudağına teyzem kaçmaya çalıştıysa da artık gözüm dönmüştü bir kere. Hemen kollarından tuttuğum gibi kanepenin üzerine attım ve çullandım üzerine yapma diye ağlıyor küfrediyor tekme tokat savuruyordu. Bir hamlede üzerindeki askılıyı çıkardım ve o güzelim göğüsler önümdeydi. Dedim sessiz sakin ol ve tadını çıkartmaya bak yoksa öldürürüm seni biraz korkmuş olmalı ki sesini kesti. Kaçmaya çalıştı bir tokat vurdum anladı kurtuluşu yok sikilecek. Sonra aldım yatak odasına götürdüm ve soyundurdum bu ne allahım o ne göğüslerdi öyle hemen yalamaya başladım aynı zamanda da altta elimle amını okşuyordum teyzem şekilden şekle giriyordu. Sonra amımı yala diye inlemeye başladı amı alev gibiydi ben yaladıkça o inleyip kafamı iyice bastırıyordu. Kısa bir süre sonra teyzem boşaldı ve yatağı sular içinde bıraktı. Kalktım dedim sakso yap. Hemen ağzına aldı büyük bir ustalıkla yalamaya başladı ve yaragımı görünce tırstı sanki dedi; bunu nerede büyüttün. Teyzem öyle ustalıkla yalıyordu ki çıldırtıyordu beni kocaman yaragımı neredeyse yutuyordu. Sonra teyzemi sırt üstü yatırdım bacaklarını araladım ve sikimi sürtmeye başladım teyzem gir içime artık diye yalvarıyordu. Kafasını soktum içerisi ateş gibi yanıyordu sanki sonra bir hamleyle hepsini sokunca teyzem büyük bir çığlık attı aaayyyyy diye hızlı hızlı pompalıyordum teyzem zevkten kıvranıyordu ahh ohhh erkeğim die inliyordu 3 4 dk aynı şekilde siktikten sonra teyzemin göbeğine patladım. Teyzem çıldırmıştı sanki hemen yarağımı aldı yalamaya başladı tekrar kaldırdı ve devam etmemi söyledi. Bu kez ben yattım teyzem üzerime çıktı ve gidip gelmeye başladı sanki teyzem beni sikiyordu ahhh oohhh sen bu zamana kadar neredeydin diye inliyordu ve teyzem titremeye başladı birden boşaldı bu kez ben alttan vermeye başladım teyzemi iyice çıldırttım. Domalttım birazda bu şekilden siktikten sonra götünü sikmeye karar verdim ama olmaz dediyse de zorla ikna ettim. Götü çok dardı bir türlü sokamıyordum krem istedim götünü kremledikden sonra kafasını soktum teyzem çok büyük bir acı çekiyordu yalvarıyordu çıkartmam için ama ben yırta yırta ilerliyordum teyzem çarşafı ısırıyordu hadi hadiii hepsini sok diye bagırmaya başladı hızlı bişekilde kökleyince teyzem dayanamadı gözünden yaş aktı yeter kurban olayım çıkart diye aglıyordu elime geçmişti artık bırakmam imkansızdı hızlı hızlı pompalıyordum teyzem öyle sesler çıkarıyordu ki böğürüyordu sanki az sonra içine boşaldım. Artık bende bitmiştim teyzemde iz bırakmak istiyordum unutamayacağı bir iz. Dedim seni birde elimle boşaltacğım istermisin dedim nasıl olacak o dedi bekle dedim ve evde mandal aramaya koyuldum sonunda buldum. Mandalları göğüs uçlarına taktım baya acı çekiyordu başladım amını yalamaya teyzem uçuyordu amını iyice sulandırdıktan sonra orta parmagımı ve yüzük parmağımı amına sokup çıkartıyordum ama öyle sert ve sallayarak yapıyordumki teyzemin vücudu oynuyordu acısına dayanamayıp kaçmaya teşebbüs etsede diğer elimle göbeğine bastırarak bağırta bağırta titrete titrete boşalttım teyzemin kalkacak hali yoktu zaten bütün gün yan oturdu evde ama mutluluğu yüzünden okunuyordu. Daha sonraki yaşadıklarımızı ilerleyen zaman içerisinde paylaşacağım?

türk sex hikayeleri oku 2013


Merhaba arkadaşlar ben Cem,
sonunda yavaş yavaş bugüne değin yaşamış
olduğum ilişkileri en baştan itibaren yazmaya
başladım. Bu yaşadıklarımı çok samimi 1-2 arkadaşım
haricinde bilen yoktur. Bunları burada yazarken bir nevi içimi dökmüş
ve o günleri tekrar yaşıyormuş gibi oluyorum. İlk paylaştığım
hikayem; ‘Genelevde siktiğim amdan birşey anlamadım!’
olmuştu. Yaş 16 ve ilk defa gerçek bir amın içinde
boşalmıştım. İlk tecrübemdi, her ne olursa olsun öyle
veya böyle yaşanacaktı ve yaşandı.
Babam bir fabrikada yönetici pozisyonunda çalışmaktaydı. Bir
akşam fabrikanın başka bir şehre
taşınacağını ve en azından emekli olana kadar
bizim de oraya yerleşeceğimizi söyledi. Şehrin ve
oturcağımız ilçesinin ismini veremeyceğim, ki ilerleyen
yazılarımda umarım bana hak vereceksiniz. Vakit geldi ve
okulların yaz tatiline girmesi ile hemen taşındık. Babam
zaten daha önceden fabrikanın kurulum aşamasını takip etmek
için devamlı gidiyordu. O sırada oturacağımız ev falan
kiralanmıştı. Sırtını bir dağa
yaslamış ilerisinden büyük bir nehir geçen, şirin, anadolu
insanının sıcaklığı ve samimiyetinin
kaybolmadığı ufak bir ilçeydi. Taşındığımız
ev iki katlıydı, üst katta ev sabimiz, alt katta da biz oturuyorduk.
Ev sahibimiz namazında niyazında karı koca ve iki çocukları
vardı. Biri Murat abi hazır askerdi, eli kulağında gününü
bekliyordu. Diğeri Ayşen abla, 18 yaşında, orta okuldan
sonra okumamış, ev kızı idi.



Günler bir birini kovaladı,
yabancılık kalmamıştı, yeni arkadaşlar
edinmiştim. Burada hayat İstanbul’a nazaran daha özgürdü, trafik,
kalabalık insan yoktu, büyük bir şehir değildi nede olsa.
Bisikletlerimize bindiğimiz gibi akşama kadar gezmediğimiz yer
kalmıyordu. Her yer, her an bir top sahası olabiliyordu bizim için.
Bu arada ev sahiplerimizle de gerçekten bir aile gibi olmuştuk. Ayşen
abla ile bir abla kardeş ilişkisi çerçevesinde çok güzel bir
diyaloğumuz vardı. Okulların açılmasıyla rutin okul
hayatı ve koşturmacası başlamıştı. Okul
olmadığı zamanlar evde isem çoğunlukla Ayşen abla
evdeki işlerini güçlerini bitirmişse, bize iner, sohbet eder, müzik
dinlerdik. O zamanlar şimdiki gibi TV’de çok kanal, internet, VCD, DVD
falan yoktu. Gerçekten en güzeliydi bence.
İlk senemi bitirmiş yine yaz tatiline
girmiştik. Buraya taşındıktan sonra annem de babamın yönettiği
fabrikada çalışmaya başladığı için, ben hafta içi
evde yalnızdım. Kah arkadaşlarla, kah evde vakit geçiriyordum.
Evde olduğum günlerden birinde Ayşen abla yine bize indi. Bu arada
Ayşen abla daha önce dediğim gibi, 18 yaşındaydı.
Yaklaşık 170-175 boylarında, 55-60 kilolarda, esmer bir
kızdı. Her zaman şalvar ve üzerine gömlek giydiği için
vücut hatlarını kestirmek çok zordu. Ve en ufak bir şekilde
başka gözle bakmamıştımda zaten. Yine sohbet muhabbet
derken müzik setini karşısına oturdu, radyoyu açtı ve
kanalları değiştirirken, ben de arkasından dirseklerim
sandalyenin sırt kısmına, kollarım onun omuzuna gelecek
şekilde eğilerek hafif yaslandım. Bugün dahi halen anlam
veremem, daha 1-2 dakika geçmişti ki, nasıl oldu anlamıyorum,
Ayşen abla başını onun omuzu üzerinde olan yüzüme
doğru döndürdü ve o an dudak dudağa öpüşmeye başladık…
Şaşkınlık ve salaklık
arasında karşılık veriyordum. Dudaklarımızı
hiç ayırmadan ayağa kalktı ve ayakta devam ederken, birden iki
eliyle göğsümden ittirdi. Karşı karşıya duruyorduk ki,
okkalı bir tokat yapıştırdı ve koşar
adımlarla çıktı gitti. Halen birşey anlayabilmiş
değildim. Benim tarafımdan Ayşen ablaya karşı en ufak
bir şekilde meğilim yoktu. Ayşen ablaya ‘Abla’ gözünden öte bir
gözle bakmamış ve düşünmemiştim dahi. Sonradan ufak ufak
kendime gelirken, Ayşen ablanın belki bana karşı bir
takım düşünceleri veya beslediği duygular olmuştur diye
düşündüm. Ama tokat nedendi? Anlam veremedim. O gün öyle geçti, gün içinde
hiç karşılaşmadık.
Öbür gün yine öğlene yakın
kalktım. Havalar zaten sıcak, bir duş alıp, altıma
sadece şortumu giydim, üst kısmım çıplak vaziyette kendime
birşeyler hazırlayıp atıştırıyordum. Kapı
çaldı. Açtığımda Ayşen abla karşımdaydı,
“Sesin soluğun çıkmıyor, ne yapıyorsun?” dedi. Ben de, “Ne olsun,
bişeyler atıştırıyorum. Gel istersen…” dedim. “Ohoo
biz kahvaltı yapalı yıl oldu!” dedi ve birkaç saniyeliğine
bir sessizlik çöktü. Karşı karşıya ayakta duruyorduk ki,
aynı anda birbirimize yaklaşarak yine dudaklarımız
birleşti. Bu sefer çok farklıydı, Ayşen abla
kollarını boynuma sarmış, ben de belinden sıkıca
kavramıştım. Daha kimsenin değmediği o
yumuşacık dolgun dudaklarını resmen emiyor,
ısırırcasına öpüyordum. Ellerimi yavaşça
kalçalarına kaydırdım, şalvarın üzerinden
kalçalarını okşamaya, ufak ufak avuçlamaya başladım. İtiraz etmiyordu.
Birkaç saniyeliğine ayrıldık ve
salona geçtik, üçlü koltuğa oturduk, yine öpüşmeye
başladık. Elinin birini çıplak göğsüme koymuş, biri
omuzumda, bense kalçalarını okşar, sıkar vaziyette devam
ediyorduk. Bir ara ben de elimin birini göğsüne koydum. Bir saniyelik bir
duraklama oldu, irkildi. Ama o da istiyordu, kendi duygularına mani
olamıyordu. Tepki vermedi. Ufak çok nazik hareketlerle göğüslerini
okşamaya başladım. Kalp atışlarını avcumun
içinde çok rahat hissedebiliyordum. Dudaklarımı dudaklarından
ayırdım, yanaklarından ufak ufak öpücüklerle kulak memelerine,
boynuna inmeye başladım. Hem öpüyor, hem dilimi gezdiriyodum.
Ayşen abla kısıkta olsa ufak ufak inlemeyle
karışık sesler çıkarıyordu. Göğsündeki elimi
gayet yavaş hareketlerle aşağı doğru
kaydırıyordum. Ürkek bir ceylan gibiydi, sanki en ufak birşeyde
tılsım bozulacak, kaçıverecek gibi. O anda bedeninin
aldığı hoş hazzın büyüsünü yaşamak istiyor, fakat
beyninin içinde, nereye kadar gidebileceği ve ‘ya duramazsak?’
korkuları vardı eminim.
Elimi önce bacağına
kaydırdım, ordan kasıklarına doğru kayarken boynunu
yalamaya, öpmeye, emmeye devam ediyordum. Şalvarın üzerinden tam
amına dokunmuştum ki, bacaklarını kastı ve
sımsıkı kapadı. Kulağına, “Bu zevki yaşamak
istiyorum, senin de yaşamanı istiyorum, merak etme
kızlığına hiçbirşey olmayacak, bana güven!” dedim. Gözlerine
baktım, yarı kendinden geçmişçesine bana baktı ve vücudunun
gevşediğini hissettim. Yine boynuna yumulurken, elimi direkt
amının üzerine koydum. O da hafifçe araladı
bacaklarını. Sıcaklığını şalvarın
üzerinden bile hissedebiliyordum. Elimi bastırmaya,
amcığını avuçlamaya, okşamaya
başlamıştım ki, Ayşen abla bacaklarını
dahada açarak, kalçalarını yukarı kaldırarak, yay gibi
gerilmeye başladı. Amcığı üzerindeki elimi biraz daha
bastırmaya, okşamalarımı hızlandırmaya
başladım. Ayşen abla sıtma nöbeti olmuş gibi titriyor,
çığlık atmamak için koltuğun yastığını
ısırıp, inliyordu…
Diğer elimle gömleğinin birkaç
düğmesini açmıştım. Bembeyaz südyeni ile göğüsleri
karşımdaydı. Ayşen ablanın titremesi geçmiş,
alnında boncuk boncuk ter damlaları ile gözleri kapalı
olmasına rağmen yüzünde tarifi imkansız bir tebessümle
karışık bir güzellik vardı. Südyeninin üst
kısmından taşan göğüslerini öpüyor, yeniden
amcığını okşuyordum. Bu arada benim halim içler
acısıydı, yarrağım o güne değin
hissetmediğim bir şekilde, demirden farksız, kafası
zonkluyordu resmen. Göğüslerini öperken südyenini dişlerimle tutarak
aşağı çektim. O büyüklükteki göğüslere rağmen
uçları minnacıktı. Uçlarına dilimi değdirmemle
Ayşen abla başımı tuttu, parmaklarını
saçlarımın arasa geçirerek, okşama ile karışık
bastırıyordu.
Artık önüm açılmıştı,
tüm hareketleri, birşeyler yaşamak, hissetmek istediğinin
sinyalleriydi. Göğüslerini alabildiğim kadar ağzıma
alıyor, emiyor, öpüyor, yalıyordum. Yine sesi değişti ve
vücudu sanki onun kontrolünde değilmişçesine istemsiz
kıvranıyordu. Amcığı üzerimdeki elimi yavaşça
yukarı göbeğine doğru okşar gibi hareket ettirirken, elim
şalvarın lastiğini arıyordu aslında. Sonunda
geldiğimde, elimi içine sokarak, yeniden okşayarak,
aşağı doğru indim ve amcığı ile elim
arasında sadece külodu vardı. Elim amcığının
üzerine geldiğinde külodunun sırılsıklam olduğunu
farkedebiliyordum. Göğüslerini hırçın bir şekilde ememeye
devam devam ediyordum ve Ayşen abla kıvranıyordu.
Külodun kenarından
amcığının dudaklarını okşuyor, yavaş
yavaş parmaklarımı amcığının üzerine
götürüyordum. Ama daha fazla gidemiyordu parmaklarım. Hazır elim
şalvarın içindeyken elimi oynatmadan kolumu hareket ettirerek
şalvarın sıyrılmasını sağlıyordum. Şalvarı
külodun hizasına kadar sıyrılmışken ve Ayşen
ablam zaten başka hülyalardayken çıkartmam lazımdı. Sonunda
elimi amcığından çekerek, bir çırpıda
şalvarı sıyırıverdim. Dizlerinin altına kadar çekmiştim,
ama hiçbir hareketimi kesmiyordum. Benim beynimden geçen tek şey, onu
kıvamında tutarak, bana itiraz edemiyecek haldeyken, yavaş
yavaş soymaktı, ki adım adım başarılı
oluyordum. Her şey kontrolüm altındaydı ve onu sevip,
okşamak, tenini kokusunu bile hissetmek harikaydı. Kızlığına
zaten dokunamazdım.
Koltukta doğruldum. Oturur vaziyette
kendini koltuğa salmış Ayşen ablanın ellerinden
tutarak kalkmasına yardım ettim ve hiçbir şey demeden
gömleğinin kalan son düğmesini de açarak, gömleğini çıkardım.
Harika bir vücudu vardı. Omuz başlarını öperken, ellerim
südyenin kopçalarıyla uğraşıyor, bir yandanda kopçaya
doğru bakmaya çalışıyordum. Biraz uğraştırsa
da, sonunda açtım ve südyenini de çıkardım. Kolları ile
göğüslerini birden kapadı. Gözgöze geldik ve dudaklarına
uzandım. Öperken askılarını aşağı indirerek
aldım. Yine doğruldum ve ayağa kalktım. Ayağa
kalkmamla gözleri açıldı ve bakışları önüme
kilitlendi. Hiç hesap etmemiştim, şortumu
delecekmişçesine çadır kurmuştu yarrağım…
Bir anlık şaşkınlıktan
sonra ellerinden tutarak ayağa kaldırdım. Şalvarı
ayaklarına kadar düşmüştü. Ayakta yine öpüşürken bu sefer
kalçalarını okşuyor, onları sıkıyordum. Yusyuvarlak,
sert ama bir o kadarda pürüzsüz bir teni vardı. İyice kendime çektim.
Vücutlarımız yapışmış, yarağımın
sertliğini eminim hissedebiliyordu. Kalçalarını okşarken
parmaklarımı külodunun arkasından içine sokarak
aşağı doğru indirmeye başladım. Öpüşüyorduk.
Bu arada itiraz edermişçesine elimi tuttu. Ben biraz daha kuvvet verince
elinden kurtuldum ve külodu sıyrıldı. Zaten bir anda
anlamasına fırsat dahi kalmadan dizlerimin üzerine çöktüğüm gibi
direkt dudaklarımı amcığına
yapıştırdım. Geri kaçmaya ve başımı
ittirmesine rağmen, ellerimle kalçalarına
yapışmış ordan kuvvet alarak başımı bastırmaya
devam ettim ve ben de onu oturmaya zorladım. Sonunda kendini koltuğa
atıverdi. Çekerek koltuğun kenarına getirdiğim
amcığına yeniden gömüldüm ve vücudumu bacaklarının
arasına yerleştirdim. Bu sayede bacaklarını da kapayamıyordu…
Dilimi direk am dudaklarının içine
daldırdım. Amcığı sırılsıklam
olmuştu. Yalamaya, emmeye başladım. Ama Ayşen abla
kıvranıyor, bir yandan zevk alıyor, bir yandanda kafası
içindeki tabularla savaşıyordu. Birden kendine gelerek,
“Kapıları ve camları kapa bari!” dedi. Ben de, “Daha iyi fikrim
var!” dedim ve yatak odasına götürdüm. Yatağa yatırdım ve
hiç vakit kaybetmeden yine amcığına yumuldum.
Abartısız belki bir saat dudaklarımı
amcığından çekmedim. Doyamıyordum. Sayısını
bilmiyorum ama Ayşen abla defalarca zirvelere çıkmış,
titremekten ve kasılmaktan ter içinde ve yorgun düşmüştü ki,
“Yeter dur bir nefes alayım ne olur!” diyebildi.
Ben de yanına uzandım sırtüstü,
ama benim ufaklığın durumu gayet ortadaydı, çadır
dimdik duruyor ve bariz şekilde çıkmak istercesine şorta
baskı yapıyordu. Bunu Ayşen abla da görüyor, ama cesaret
edemiyordu. Sırtüstü yan yana yatarken Ayşen ablanın nefesi
düzene girmeye başlamıştı. Ben ama ortamın
soğumasını istemiyordum, elini tuttum ve benim
ufaklığın üzerine koydum, onun eli üzerindende ben de tutuyor ve
elini çekmemesi için hafif bastırıyordum. Elimi onun eli ile beraber
yarrağımın üzerinde gezdiriyor, okşatıyordum. Onun
kendi kendine harekete devam ettiğini hissedince elimi çektim. Ayşen
abla şortun üzerinden yarrağımı okşuyor ve ara ara
kalınlığını hissedercesine parmakları
arasında sıkıyordu. Mükemmel bir duyguydu, ama elinin
sıcaklığını, yumaklığını hissetmek
istiyordum için için. Bir elimi şortumun içine sokarak
yarrağımı tenime yasladım, bir elimle de şortumu
çıkarıverdim. Artık yarağım gözler ünündeydi. 16
yaşıma göre gayet normal boyutlardaydı ve iki saatlik arzu yüklü
yarrağımın ucu ıslanmış, zevk
sıvılarım akmış vaziyetteydi…
Ayşen abla sağ omuzunun üzerinde bana
doğru dönerek, sol eli ile yavaş yavaş sıvazlıyordu
yarrağımı. Zevk sularım parmaklarına
bulaşmış, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu,
“Sen boşaldın mı?” dedi. “Daha değil, seninle
sevişirken o kadar doldu ki, artık taşıyor, bunlarda
onlar!” dedim. “Hmmm, çok mu dolmuş?” dedi. Pek beklemediğim
kelimelerdi. Sıvazlamaya devam ederken, “Geçenlerde, bizim Hatice,
abisinin video kasetlerinden birini bulmuş, onlarda seyrettik
kızlarla!” dedi. “Neler vardı?” dedim. “Çok iğrençti, filimdeki
erkekler senin bana yaptıklarını kadınlara yaptılar,
kadınlar da erkeklerin siklerini… anlarsın ya!” dedi. “Benim
yaptıklarım zevkli değilmiydi?” dedim. “İnanamıyorum
zaten bunları yaptıklarımıza!” dedi. O sırada
annesinin sesi geldi, “Ayşen!” diye sesleniyordu yukarıdan. “Annem!”
diye büyük bir panikle kalktığı gibi, daire kapısına
yakın, “Geliyorum anne!” diye içeriden seslendi. Salona geçip müthiş
bir hızla elbiselerini giydi, eşarbını takıp düzeltti.
Ben de salona yanına gelmiştim, halen
çırılçıplaktım, kazık gibi dimdik yarrağımla
ortada onu seyrediyordum. Teşekkür edercesine dudaklarıma bir öpücük
kondurarak, uçarcasına gitti.
İçimi büyük sevinç kaplamıştı, Ayşen abla ile çırılçıplak kalmıştık ve hemen hemen bütün sınırları yıkmıştık. Böyle bir sevişme için hiçbir tecrübem olmasa da, gizli gizli okuduğum Penthause, Playboy ve Playmen dergilerindeki
hikayelerden aklıma gelenleri uygulamış ve Ayşen ablayı da defalarca zirvelere çıkarmıştım. Artık birdaha geldiğinde kaldığımız yerden devam
edebilirdik, orasına burasına dokunsam ne der, nasıl soyarım gibi düşüncelerle uğraşmayacaktım. Ama yarrağım halen kazık gibiydi, banyoya geçtim ve duvara
sırtımı yaslayarak gözlerimi kapadım, Ayşen ablanın muhteşem vücudu gözlerimin önündeydi. Teninin kokusu halen içimde, 31 çekmeye başladım. Zaten o kadar doluydum ki, fazla
uğraşmadan o güne kadar yaşadığım en şiddetli boşalmayı yaşadım. Bitmek bilmiyordu, taşaklarım dolmuş taşmıştı sanki. Dizlerimin bağı çözülmüştü sanki, vücudum bacaklarıma ağır geliyordu. Duşumu aldım, yerlerdeki döllerimi yıkadıktan sonra şortumu ve tişörtümü giydim. Yatak odasına geçip çarşafı ve örtüleri düzelttikten sonra salonda koltuğa uzandım. Tatlı bir yorgunluk vardı üzerimde. O halde uyuya kalmışım.
Annemle babamın sesine uyandım. İşten gelmişlerdi. Annem yemek işine girişti, babam da televizyonu açtı. Babam, “Ne var ne yok bakalım, napıyorsun? Evde canın
sıkılmıyor mu?” dedi. Ben de, “Ne yapayım baba, arkadaşlarla bisikletlerimizle geziyoruz, top oynuyoruz, vakit geçiyor!” dedim. Babam, “İstersen işyerine götürebilirim, fabrikada da gezersin
oyalanırsın, değişiklik olur?” dedi. Bir işim gücüm de yoktu ki, babama hayır diyeyim. Mecburen, “Tamam baba.” dedim…

0 yorum:

Yorum Gönder